Bugün Burak Gavaslara gittim. Uzun zamandır gitmediğim bir yerdi. Giderken Bahçeşehir servisini kullanmamızın iyi olabileceğini söyledi Gavas. Haklıydı da. Servisleri çok güzel Gavasların. Kahkaya şamata diz boyu. Merve ve Burak Kara’nın atışmalarına gülmekten ölüyor insan. Neslican bile bu serviste düşünün. Eskiden değildi. Şöför ise Fahrettin Abi. Uyumasının dışında arabayı dikkatli kullandığını söyleyebilirim. Volkan da bu serviste. Hatta Fahrettin Abi tarafından Fahri Servis Sorumlusu görevi ona bahşedilmiş. Layığıyla yerine getiriyor. Ama onun da kulaklığı çok büyük. Hatta şöyle bir diaolog bile geçmiştir serviste:
Ben: Volkan’ın kulağına bişey olmuş.
Gavas: Volkan, abi, kabakulak olmuşsun.
Kara: Kabakulaklıktır o.
İşte böyle karşılıklı şakalarla geldim Gavaslara. Yarın sınavımız olduğunu düşünerek bioloji çalışmaya başladık. Gavasla ikimiz sonradan bu ders çalışma şeyine dahil olduğumuz için kimi yerlerde inorganik maddeyle organik maddeyi karıştırdık. ”Bu karışıklığı ilerde gülerek hatırlayacağız.” dedi Gavas. Gülümsedim. Tam çalışmamıza hız kesmeden devam ediyorduk ki Gavas, benim bir işim var, bilgisayarlı odaya gidiyorum. Sen test çöz arkadan. Konuda ilerleme dedi. Anlayışla karşıladım. Tekrarı bırakıp test çözmeye başladım. Yarım saat sonra Gavas geldi. Saatin geç olduğunu Eyüp hocanın verdiği kompozisyon ödevini yapmamız gerektiğini söyledi. Oturduk onu yaptık. Kompozisyonlarımız gerçekten parmak ısırtan cinsten olmuştu. Bunu Burak Karalarda maç izleyerek kutlamalıyız diye düşündük ve telefona koştuk. Ben telefonun yerini bilmediğim için evde bir süre koşuşturdum. Gavas ise telefonu kapmıştı. Kara’yı aradığımızda, saat 4ten beri baygın olduğunu, yeni uyandığını söyledi. Gelmeyin olum ders çalışacağım dedi. İyi dedik. Bi beş dakka Gavasla gözgöze bakıştık. İkimiz de aynı şeyi düşünüyorduk. Kara’yı tekrar arayıp geleceğimizi bildirdim. Arabayla alsın bizi diye söylendi Gavas. Arabayla al bizi Kara dedim. İyi .mına koyiim dedi. Sıs lan dedim. İkimiz de birbirimizi incitecek sözler sarfettik bir süre. Sonra arabayla aldı bizi. Öne ben otururum lan diyip Gavası ittim. Yere düşüp kafasını çarptı. ”mnıskim kafamdan ses geldi” diyerek telaşlandı. Arabaya bindiğimizde ise her şeyi unutup bu eğlenceli serüvenin tadını çıkarmaya karar verdik. Süper bir yolculuktu. Gavasla ikimiz kafamızı dışarı çıkarıp diğer arabalara ateş eder gibi yaptık bir süre. Burak Kara ise araba kullanmakla ile ilgili bir şeyler söylüyordu.
Eve geldiğimizde ise televizyonun karşısına kurulmuştuk bile. Galatasarayı çok seviyorum dedi Gavas.. Onu onayladık. Bir süre maçı izledik. Sonra Gavas odadaki laptopu eline aldığı gibi oyunlar oynamaya başladı. Hangi oyunu açtıysa tüm bölümleri geçti. Kara’nın geçemezsin dediği zombili bölümü geçti. COD 4 OYNADI. Onu da geçti. Bu sırada Kara’da bana Eyüp hocanın kompozisyonunu yazdırmakla meşguldü. Yazmazsan bu bilgisayarı kırarım dedi. Bilgisayarla uzaktan yakından alakam olmamasına rağmen yazmaya başladım.
Bir süre böyle oyalandıktan sonra Kara bize babasının yediği naneyi gösterdi. Benim dibim düşmüştü. Gavas ise bana göre daha sakindi. Böyle bir şeyi nasıl yapar diye düşündük:



Baya eğlennmişiniz:)
Evet çok eğlenceliydi:)