
Bugün size biraz kendimden bahsedeceğim.
Doğum günü hatırlama konusunda hiç becerikli değilimdir. Ama sanmayın ki bu benim elimde. Bu, kişinin zayıf ve güçlü yönleriyle ilgili bir şey.
Doğum günü kutlayan biri de olmadığım için bu zayıflığım bana pek dokunmuyor. Ben başkalarına da dokunmasın istiyorum.
Irk, din, dil, mezhep, şive farkı olmaksızın hiç kimse birbirinin doğum gününü kutlamasın. Böyle bir dünya hayalim.
Çünkü siz insanlar! Doğduğunuz günün, öleceğiniz günden muhtemelen hiçbir farkı olmayacak.
Evren büyük olasılıkla hiçbir şey kazanmadı. Ve kaybetmeyecek.
Hem de çok büyük bir olasılıkla.
Özellikle, böyle bütün gününü (sabah bilgisayardan, öğlen ipod’dan) Feyse girip Hülya Avşar şarkısı paylaşmakla geçiren biriysen ve bu dünyaya kattığın değer tartışma konusuysa sen doğduğunu bütün dünyaya duyursan ne yazar. At kendini camdan aşağı.
Atın lan.
Bu doğum günü meselesine gelince sünürleniyorum, üslubum sertleşiyor. Neyse, birazcık rasyonel konuşayım.
Valla doğduğun günün kutlanılacak tarafı yok ya. Yemin ediyorum sana.
Gidin arkadaşlarınızla herhangi bir gün buluşun, pasta kesin, içki için, eğlenin, sabahlayın…
Bak, bunlara bir şey diyor muyum?
Ama bunun adı ‘doğum günü’ olmasın da ‘içelim, sevişelim günü’, ‘erkek erkeğe eğlence günü’, ‘kaydıraktan kaymaca günü’, ’80′ler partisi’ falan olsun.
Yok, doğum günü yapayım, toplantının ana konusu ben olayım, herkesin efendisi olayım vs. diye egoistlik yapmayın gözünüzü seveyim.
Ortada illa parti olacaksa herkesin partisi olsun, herkes birbirine hediye alsın.
Hediyelik bir şey varsa hepimiz hediyelenelim değil mi?
Bu yüzden yılbaşının konseptini seviyorum. Noel Baba komünisttir bu arada.
Bir de şu günü en önemli gününüzmüş gibi algılayıp hayatınızın merkezine koyuyorsunuz ve doğum gününüze gelmeyene çemkiriyorsunuz ya!
Allah belanızı versin sizin.
Neyse, diyeceğim şudur ki, bir gün dünyayı robotlar ele geçirseydi herkes birbirine otomatik olarak yılbaşı hediyesi alırdı. Her davete de otomatik olarak gidilirdi.
Herkes de çok mutlu olurdu. Taa ki paslanılana kadar.
Saçma salak konuştum. Ama dünyayı robotlar değil de bloglar ele geçirseydi inanın bana her şey çok farklı olurdu.
Bir kere bir blogun doğum gününü istediğiniz kadar unutabilirsiniz ama o size küsmez.
Küsmeye programlanmış robotlar ve insanlar böyle değildir. Bloglar müthiştir. Hepiniz blog sahibi olun, inanılmaz bir şey.
Lafın kısası, 13.12.2011 bizim bloğun 3. doğum günü. Tarihin kısası 13.12.11. Bu tarihte evlenen var mı hiç aranızda?
Yok, değil mi? Siz ancak 11.11.11 gibi düz, mantıksız, salak tarihlerde evlenirsiniz. Bu kadarsınız işte.
13.12.11′de doğan vardır ama kesin. İleride bu doğum tarihli bir çocuğu evlat edinmek istiyorum. Bu tarihte doğanlar acayip beklenti dolu, umut vaad eden çocuklar olacaklar. Onlara çok özeniyorum. 13, 12, 11, 10, 9… Bak, gidiyor böyle. Beklentiyi yakaladınız değil mi? Yakaladınız tabii.
