Başlığın azcık ajitasyon, biraz abartı, az da siyaset barındırdığını biliyorum. Ama bu yazıyı ülkenin geçmişinden, şimdisinden, siyasetinden, karakterinden, dininden, kültüründen, iktidarından, muhalefetinden, baskısından, şiddetinden, rejiminden, teröründen, adaletinden, gencinden, yaşlısından, kahvesinden, çayından bihaber biri olarak ele alıyor ve size bugün tutuklanan birkaç kişinin ismini veriyorum. Sakın yanlış anlamayın, terör propagandası yapmıyorum. Aman, aman.
Evrim Kepenek (Van – DİHA)
Sevinç Tuncelli (İzmir – DİHA)
Dilek Demirel (İzmir – DİHA)
Kenan Kırkaya (Ankara - DİHA)
Fatma Koçak (İstanbul – DİHA Haber Müdürü)
Zuhal Tekiner (İstanbul – DİHA İmtiyaz Sahibi)
Sadık Topaloğlu (Şanlıurfa – DİHA)
Mazlum Özdemir (Diyarbakır – DİHA)
Arzu Demir (İstanbul – Etkin Haber Ajansı ETHA)
Çağdaş Ulus (Vatan Gazetesi Muhabiri)
Zeynep Kuray (BirGün Gazetesi Muhabiri)
Ömer Çelik (BirGün Gazetesi Muhabiri)
Mustafa Özer (AFP Foto Muhabiri)
Nahide Ermiş (Özgür Halk ve Demokratik Modernite Dergisi’nin yayın kurulu üyesi)
İsmail Yıldız (İstanbul)
Semiha Alankuş
Çağdaş Kaplan
Ziya Çiçek (Özgür Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi)
Nuri Fırat (İstanbul)
Demin dediğim gibi, bir fikir falan savunmuyorum. Bu insanları da tanımıyorum, okumuyorum (Zaten muhabir lan, nasıl takip edeyim). Sadece çok basit ve sığ bir şekilde bu adamlar neden tutuklanmış olabilir diye akıl yürütmek istiyorum. Neyse, başlayayım.
Haber ajansı tutuklamak ne demek ya? Haber ajansı diyorum: HABER, AJANS. Yani, yurt ve dünya olaylarını toplayıp yayımlayan kurul. Haber yapıyorlar dayıcım.
Tutuklanma sebepleri ne? Teröre yardım ve yataklık.
Mayın döşeyen muhabirler mi?
Neden olmasın. Pekala, o eşşek boyutunda teleskopik lenslerin içine yerleştir istediğin tüfeği.
Hem James Bond’da az mı gördük mermili kalemleri.
Bu bir varsayım olarak kenarda dursun.
Hadi diyelim, bu adamlar teröre fiilen değil de madden destek veriyorlar.
Bir muhabirin maaşı ortalama kaç liradır?
1000 alıyorlar mı? Hadi, Doğan’da çalışsın, beş yıllık olsun.
2000 lira?
Sadece ev kirasını yollasa ne kaynak oluşur canım PKK’ya.
Bu arada sırf paraya bakarsak, Anadolu Ajansı’nda aylığı 15.000′in altına düşmeyen muhabir amcaları naparız?
Bu da ikinci bir varsayım ve soru işareti olarak raflardaki yerini alsın.
Diyelim ki, bu adamlar PKK’ya fiilen ve madden destek yapmıyor, sorun başka, sorun derin, sorun acayip.
Manen yapmış olabilirler mi?
Mesela, haber çarpıtarak?
Olabilir, operasyonlarda ölen Kürt sayısını yanlış vermişlerdir.
Kürtleri ön plana çıkaran haberler yapmışlardır.
“Teröristler süper vallaha, masum insan öldürmek harika!” demişlerdir.
“Türkler bizi öldürüyor!” mu demişlerdir?
Desinler de Haber Ajansı yani, isteyen gazete istediği haberi alır.
Hem yanlı yayından dolayı hapse giriliyorsa… Ohooo yani.
Bu yüzden boş durmamışlar, gazete, dergi imtiyaz sahiplerini de toplamışlar.
Hepsi güzel, hepsi iyi de; şimdi teröre verilen destek, maddi ve fiili olmayıp (eğer bu davada değilse, bilmiyorum) işin içine gazeteler, dergiler, ajanslar, partiler; yani düşünceyi aktarma araçları girdiğinde, onlara açılan davalar biraz siyasi olmaz mı?
Yoksa alın içeri, kim PKK’ya gönülden destek veriyorsa. Böyle bir planınız varsa, başta dağa çocuklarını gönderen ailelerin ifadeleri gerekmez mi size?
Benim küçük, salak görüşüm; terörü sona erdirmek için nasıl ki bütün Diyarbakır’a, Hakkari’ye, Şırnak’a “Bunlar teröre destek veriyor” diye set çekip açık hava cezaevi inşaa edemiyorsak; o insanların yaşayışlarını, haberlerini, görüşlerini aktaran organları temizleyerek de sonuca varamayız. Elbette burdaki sonuç masum insanların ölmesini engellemek ve terörü bitirmekse.
Tamam hadi dersiniz, devlet kendini bir şekilde koruyor diye. Kabul ederim.
Ama sanki biraz günümüzün getirdiği demokratik anlayışın dışında koruyor gibi. Hani acayip, süper, muhteşem, ileri demokrasiyiz ya ondan dedim. Bu arada kim neyi neyden koruyor, onu bilmiyorum. Anlamıyorum.
Aslında, gerek maddi durumumun yerinde olmasından, gerekse yaşadığım çevreden, okuduğum okuldan, saflığımdan, sicilimin temizliğinden; kendimi güzel, güvenli bir yerde yaşıyormuş gibi hissediyorum. Ancak bu akşamki protestolardan yola çıkıp gündemi biraz takip edince, hele basından basınla ilgili olanları; tutuklanan gazetecileri, daha basılmadan toplatılan kitapları, dava açılan kitap çevirilerini (çeviri, çeviri!), yasaklanan siteleri(porno olsun, olmasın), davalanan ve kapatılan blogları, hele hele hele bu okuma listesi yüzünden ifadesi alınan çocukları; bana ulaşma ihtimalleriyle birlikte kaybolan sesleri düşünüyorum. Tedirgin oluyorum.



