Lafı yeterince dolandırmadan siz gizlenmişklasor takipçilerine yaşadığım kötü bir anıyı anlatacağım ki benim de bu blogun bir yazarı olduğum anlaşılsın.
Hikayeyi 4 bölüme ayırdım. Bu benim hikayeleri 4 bölüme ayırarak anlatma özelliğim.
Bölüm bir:
KAFADA ÇOK DÜŞÜNCE OLMASI VE BİR TAKIM İMKANSIZLIKLAR
O gün gerçekten kafamda çok şey vardı. Kafada çok şey olan insanlar için hayat, kafada az şey olan insanlara nazaran daha zor geçiyor. Bu bir gerçek. 20 yaşında odaklanmam gereken başka daha basit şeyler varken, ben odaklanmamam gereken saçma sapan şeylere odaklanıyorum. Ayrıntılara girmicem, akşam için 40 kişiye SÜPER bi parti hazırlamalıydım ve öncesinde bana verilen biri sınavla geçen 2 gün vardı. Sanki her boku süper yapıyormuşum gibi bu parti de süper olsun fikri kafamın bir yerindeydi. Bir yandan da hazırlığı ocakta atlayıp askerliği aradan çıkarmanın güzel olabileceğini ama kısa dönem olmayışı sorununu düşünüyordum. Askere gitmeyi migrosa gitmek gibi bir şey sanıyorum. Yani demek istediğim şey o gün kafamın dağınık olması. İşte bu düşüncülerle bindiğim minibüste cüzdanı aralayıp paramın olmayışını görmüş olmam, tabii ki şaşırılmaması gereken doğal bir sürecin sonucu. Ve bu da bizi ikinci bölüme getiriyor:
2. BÖLÜM
Aslında param var. Param her an çekmeye alışkın olduğum banka hesabımda. Cüzdanımda naktimin olup olmaması son zamanlarda dikkat ettiğim bir özellik değil. Kaldı ki minibüs samimi olduğum bir ulaşım aracı da değil. Oturuyorum, cüzdanım elimde ve içi boş. Şimdi neler olabileceğini düşünüyorum. Şoföre ‘param yok ağbi’ diyebilirim ki yanlış değil yok yani. Yoksa yoktur. Söylesem anlayışla karşılayabilir. Ama yıllardır Batuhanla Avrupa’da yürüttüğümüz araştırmalar sonucunda sessiz kalıp beklemenin toplu taşımalarda büyük bir avantaj sağladığını şaşkınlıkla farkettik. Ben de beklemeye koyuluyorum ve adam da bir şey söylemiyor. Artık tamamen beni unuttuğunu düşünüyorum. 5-10 dakka sonra ineceğim yerde kapı açılıyor ve minibüsü terk ediyorum. İndiğimde elim cebime gidiyor ve cüzdanımın olmadığını, minibüsün koltuğuna koyduğumu hatırlıyorum. Bu da bizi 3. bölüme getiriyor:
KOBRA TAKİBİ
”Hassiktirhassiktirhassiktir…” nidalarıyla diğer ceplerimi de kontrol ediyorum ama olmadığına eminim. Minibüs hızla uzaklaşırken arkadan gelen başka bi minibüse el ediyorum. O gün kafamda olan her şey yerini hasiktire bıraktı. Diğer minibüs durunca atlıyorum. Hemen şoföre abi cüzdan gitti öndeki araca yetişelim diyorum. İnanılmaz bir replik. Minibüsün diğer sıkılan yolcuları için büyük bir kovalamaca başlıyor. Cüzdan ya da benim dramım siklerinde değil, teyzeler ve amcalar çıldırmış bir halde bu kobra takibinin nereye varacağını merak ediyorlar. Kırmızı ışıkta 1 buçuk dakika kaybediyoruz. Kovalamaca devam ediyor. Yaşlı bir kadın ”müsait bir yerde” diyor. Kadına biraz ters bakıyorum ama o bunu farketmeden iniyor. Şoför para yoksa içinde verirler biliyo musun diyor. Bu moral verici cümle için şoföre bir alkış diyorum. Derken diğer minibüsü yakalıyoruz. İnerken şoför bana dönüp ”umarım aradığını bulursun” demeyi ihmal etmiyor. Ve bu da bizi 4. aşamaya getiriyor:
HANGİMİZ MASUMUZ?
İlk bindiğim minibüse indikten 10 durak sonra tekrar binmiş olmama kimse şaşırmıyor ya da burası İstanbul falan diye düşünüyorlar herhalde. Cüzdanı düşürdüm de verdiler mi size diye soruyorum hemen şoföre. Vermediler cüzdan müzdan diyor. Oturduğum yerde ise başka bir adam oturuyor. Koltuğun altına falan bakıyorum yok. Adam ben görmedim diyor. Bir süre daha bekliyorum. Sonra yerimde oturan adam iniyor. O adamla birlikte ben de iniyorum. Adamı yakalıyorum. İşte burası çok değişik. Adamla birlikte in bi yokla diye düşünüyordum minibüste ama gerçekten yapacağımı tahmin etmiyordum. Kendisi yakalayıp sorduğum şeyi aktarıyorum: ”Herkesin için sormak istemedim, çaldınız da demek istemiyorum ama Bİ CEPLERİNİZİ YOKLASANIZ?”. Hayır adam sinirlense sen bana hırsız mı diyosun dese anlıycam masum. Ama ceplerini yoklaması durumu daha da garipleştiriyor. Yok mok diyor heycanla yoklayıp. Sonra da otobüsümü kaçırıcam diyip hızlı hızlı gidiyor.
Samet aldı beni metronun ordan ve durumla ilgili bir kaç espri yaptık. Aynı günün gecesinde ise cüzdanı çalınan biri için laptopla Tarlabaşında dolaşmamızın hiç bi açıklaması olmadığına değindi.

ABİ MUKEMMELMİS AHAHAHAHHAHAHA SESLİ GÜLDÜM LAN GECENİN(SABAHIN?) ALTISINDA