Sıkıldım.
Sıkılmak yalnız insana mı mahsustur?
Fok balığı sıkılır mı mesela?
Varsa yoksa top çevirirsin, değil mi?
Hayat güzel sana.
Hayat güzel sana, çünkü sen hayatının kıymetini biliyorsun.
Her gün yeni bir katil balina veya katil avcıdan kaçıyorsun.
Ve yaşadığın her gün için rabbime şükrediyorsun.
Benim rabbime.
Çünkü benim dinim seni adamdan saymıyor.
Senin rabbin yok, sen boşuna dua ediyorsun.
Sen, biz seni sirklerde oynatalım, götüne bıçak sokup yağını çıkaralım diye yaradılmışsın.
Kusura bakma.
Bu arada fok ticaretiyle uğraşan kaç Türk vardır şu dünyada?
Yoktur bence.
Sirke giden de yoktur.
Peki sıkıntı nedir ve ne zaman oluşur?
Sıkıntının değişik çeşitleri vardır, en yaygın olanı da klasik sıkıntıdır.
Klasik sıkıntı, gün içinde nöbetler halinde seyredebilirken gerekli önlemler alınmazsa bütün bir gün veya bütün bir hafta da sürebilir.
Bir klasik sıkıntı atağı, genelde ne istediğimizi ve ne yaptığımızı bilemediğimiz, ayrıca hayata devam etme amacımızı sorguladığımız zamanlarda vukuu bulur. Çok sinsidir. Gelmek istediğinde onu engellemek imkansızdır.
Semptomları “Onu ne yapayım, bunu kim yapacak, amaan, kokuyorum, canım sıkılıyor…” gibi düşüncelerin zihnimizi meşgul etmesiyle başlar, “Bir boka yaramıyormuşum” lafına kadar gider. Cinsel organlar ve ses tellerindeki uyuşukluk da önemli belirtilerdendir.
Sıkıntı halinde kesinlikle yapılmaması/oynanmaması gereken şey ise bir futbol menejerlik oyunudur.
Felakete sürüklenmek için bire bir.
Neyse,
benimki geçti.
